Feeds:
Posts
Comments

Archive for April, 2011

Akan Duvar 01

İnsanlar çıkmaz duvar derlerdi, elfler cansız olmayan şeylerle pek ilgilenmez; özellikle dağları, taşları isimlendirme işini cücelere bırakırlardı. Lakin taşlı ırmaktı küçük vadide hayatın kaynağı; onun için elfler bile bir isim düşünüp; akan duvar ismini uygun görmüşlerdi. Cücelere gelirsek onlar her şeye isim verirlerdi. Sonuçta her şey topraktan doğardı yani ilk doğanlar’ ın * her şeye isim verme hakkı vardı. Topraktan çıkan ve toprağa giren her şeyin her türlü hakkı cücelere aitti. Bundan dört asır kadar önce elfler hava üzerinde hak iddia etmişler ve cücelerden yıllık vergi talep etmişlerdi**.

Tabiî ki cüceler tek kuruş*** ödemediler. Aslında bu sefer tarihçiler savaş çıkacağından emindi lakin doğa ana cüceleri karnından fırlatmadan önce öyle bir diplomatik zeka bahşetmişti ki vergi talebi ile ilgili görüşmelerin sonunda elfler neredeyse iki yıllık kış hasatlarını kaybedeceklerdi. Neyse ki elfler şanslıydı; cücelerin balkabağına zaafları vardı ve iki üç eşek yükü kadar balkabağı ile olay kapandı. Doğal olarak tarihçilerde yine şanslarına lanet yağırdılar. Yüzyıllardır yazılacak tek bir olay yaşanmamıştı. Ne efsanelere konu olacak bir kahramanın hikayesi ne büyük bir savaş ne de tek bir güzel aşk hikayesi. Tarihçiler ve hikaye anlatıcıları için talihsiz zamanlardı. Neyse ki şimdi anlatacağımız hikaye o sıkıcı günleri sonlandıran büyük bir savaşta olan, efsanelere konu olacak bir kahramanın aşk hikayesi.

* (küçük kurallar 4. kısım 2. pasaj doğa ananın ilk oğlanları)

** (küçük kurallar 12. kısım 1. pasaj ; ve gökten indi havanın oğulları beraberlerinde dört rüzgarla birlikte nefes getirdiler vadiye)

*** (kuruş (kurush); cücelerin eski para birimi aynı zamanda kullanımda olan en yaygın para birimi)

Advertisements

Read Full Post »

Üç günde insanın hayatı tamamen değişebilir mi? Kolaylıkla hatta bu işi bana bıraksalar saniyeler içinde olanlar olur ve sonuç değişmezdi. İntiharın eşiğinde diye bir kavram mevcut değil mi? Evet çok soru soran tipim; cevapları basit çünkü benim yerime cevap verebilecek pek kimse yok. Satır aralarını okuduğunuzda sorunlu, yalnız, çok şey bilen biri gibi duruyorum değil mi? Bak yine sorular.

Bulmaca çözmeye benziyordu, ağzına kadar dolu bir küllükte sigara söndürmek. Nasıl bir bulmacanın her karesini çözen insan çok sayılıysa tamamen dolu bir küllükte sigarasını verimli bir şekilde söndüren insan sayısı da pek fazla değildir. Ölü bedenlerin arasını atılmış, son dakikalarını yaşayan bir canlı gibi ne olursa olsun daha önce ölmeyecektir. Belki sigara bile farkındadır kolay kolay ölmeyeceğinin gerçi sonunun yakın olduğu bellidir ama…

Sigaranın ruh halini bir adam niye merak eder? Deli olduğu için mi, her şeyi canlandırabilecek bir hayal gücü olduğundan mı? Genellikle soruların cevabı basittir benim hayatımda; sıkılmıştım. Sadece sıkılmıştım ve karşımdaki insanı okumaktan çok daha eğlenceliydi sigaraların düşüncelerini okumak. Gerçi onlara durmadan sigara diyorum ama paketteki son ikisi hariç hepsi artık izmarit.

Ben bunlarla meşgul olurken o bir sigara daha yaktı ki bu arkadaş olan insanlar arasında sessiz bir çekişmenin göstergesidir. Aynı hızla ben de son sigarayı yaktım. Son sigara hep tatlı olmuştur ama barmen önüme diğer paketi attığında ki isteyeceğim kesindi; yeterli miktarda zevki de fırlatıp attığını söyleyebilirim.

Gün bitmiş ya da tam emin değilim. Ucuz takım elbiseli, pahallı güneş gözlüğü giyen adam grubundan sıyrılıp gece girmeye korkacağınız ama gündüzleri fotoğrafçıların yeni bir akım yakalayabileceklerini sandıkları sokaklardan birine girdim. Adi herifin eski barı ne güzel düz ayak bir yerdeydi. Şimdi ise tam üç kat basamak çıkmam gerekiyordu; plazma adamı dediklerinden biriydim. Şehrin en büyük gökdelenlerinde çalışırsın bir ömür ama tek merdiven çıkmışlığın yoktur. Belki de binanın yüksekliği ile merdiven kullanımı arasında bir ters orantı vardır. Üç gün insanın hayatını yeniden şekillendirebiliyorsa pek ala üç kat merdiven de bir adamı öldürebilir.

Read Full Post »