Feeds:
Posts
Comments

Archive for April, 2012

17… 21 nisan 12

Nasılsın günlük? İyi, Allah iyilik versin. Bugün okulda üç taşın devamını yazdım günlük. Sonuna kadar değil yazdığım, öyle bir iki sayfa yazdım ama hikayeyi bitirdim. Yok öyle kesin bir son yazmadım hani şu olur, bu olur gibi bir şey yok ortada. Bugün derste, arkada tatlı eğitimci sesi eşliğinde başladım yazmaya. Şu olsun evet böyle bir şey yapsın diyerek ve tam karakterlere alıştığımı sanıyorken bam diye çarptı içerilerde bir şey. Karakterler yer değişsin dedim hatta yer değişmek ile kalmasın tamamen farklı yön ve renklerde yeniden oluşsunlar istedim. Nasıl olsa büyülü dünya bu dünya biraz, çok az, pek fazla mantıklı olmayan bir yol bulurum yapmak için.Aslında buldum bile, buldum sabah derste. Neyse anlatmak istediğim bu fikir değildi, bundan sonra olanlar, bir iki satır daha yazdım ve 20 yıla yakın öğrencilik hayatımda ilk kez böyle bir dilekte bulundum ” ne olur bu ders bitmesin bir iki saat daha sürsün”. Çünkü fikir var, güç var ve his var; bitti çünkü o hikaye. O kadar bitti ki o hikaye bu ders biterse bir daha başlamam çok zor diye düşünüyorum. Bugün üç taşın devamını yazdım, çantamda bir yerlerde, yakında paylaşırım, sonunu düşünmedim, sonunu yazmadım, aklımda kurgulamadım, kafamda oynamadım ve bunları yapıp yapamayacağımı bilmiyorum. Lakin o hikayeyi bitirdim, bir sebepten belki de sayısız sebepten dolayı ben o hikayeyi bitirdim. İçimde bir yerde o hikaye tamam, daha sadece aklıma ve parmaklara ulaşmadı. Bu duygu yeni daha önceden hiç hikaye bitirmemiştim. Bir tane özel durumu olan bir şey hariç çünkü o bir hikaye sayılmazdı, bir sahneydi. Anlatmam gereken bir şey yoktu. Herşey ortadaydı ben sadece televizyon gibi bir araçtım. Bugün ilk yazmadığım hikeyem bitti. Uykum geldi, hadi bana uykular.

 

Read Full Post »

Günlük değilsin sen artık aylık, yıllık gibi bir şey oldun; söyleyeyim dedim. Yazmak zor geliyor. O vakit niye yazıyorum? Ender olsa da arada yazasım geliyor. Yıl geçmiş, şu kendi duvarıma eklediğim tuğlalara bak; dört- beş tane, dört beş satır. Kağıda yazdıklarımı buraya aktarsam sayı iki katına çıkar. Kendinden utan ama çok değil en azından aklımda hepsi. Kendi içimde yalnız kaldığımda hikaye yazmaya hiç ara vermedim. Ne zaman kararsa içerisi akıttım tüm düşünceleri saman altından. Ne vakit kararsa etrafım saçtım etrafa fikirlerimi, düşüncelerimi, sapıklıklarımı; aydınlattım etrafımdaki duvarların karanlığını damlatmışım gibi etrafa gökkuşağı karışımında fosforlu yapışkan sıvıları. Hani bu yazı için yukarıda utanmadan kullanacağım başlık  altı aylık bir zamanı kapsıyor ya onun için utanarak uzun yazayım bari kendimi kendime affettireyim diyorum. Bu his varsa buralarda bana böyle bir şey yaptıran his yani demektir ki suçluyum ben. Durun diye bağırıp delilleri sunmak istiyorum. Bakın sayın yargıç, arkadaş kötü niyetli değil sadece tembel. Herkesin olduğu gibi bazısı çalışmaya tembeldir, bazısı sevmeye, bazısı yaşamaya, konuşmaya, sevişmeye, üzülmeye … Tembelsiniz ulan işte hepiniz bir şeye yaramaz adamlarsınız, kadınlarsınız. Size mi hesap vereceğim kendime mi hesap vereceğim kimseye hesap vermiyorum. Tamam niye vermeyeyim ya da o hesabı alın sizin olsun. Siz suçlayın beni, kendim ve yaşadığım toplum hadi suçlayın beni, insanlık ve tüm varlık. Söyle bana hatamı, yapayım tekrar. Akıllanmam ben, çok söz veririrm ama akıllanmam. Çok fazla düşünürmüş gibi yaparım ama çok azdır aslında. Hep iyi bir fikrim var gibidir ama aslında hep iyi bir fikrim vardır orası doğru. Of kopunca senden bu kadar günlük ne demek istediğimi bile bilmiyorum günah mı çıkarayım, gönlünü mü alayım, gönülümü mü alayım bilemedim. Normal hiçbir şey olmamış gibi yapayım diyorum ama o vakit te başlığı değiştirmem gerekir. Valla özledim be günlük seni hani nasıl özledim, sen bağlantım olmayan bir kaçaksın, sana bir isim koymama gerek yok, bir kurala bağlı olmama, karakter yaratmama gerek yok sen çünkü evdeki tüm artıkların karıştırılması ile hazırlanan yemek gibisin. Tadın, görüntün umrumda değil. İçine herşeyi koyabilirim. Seninle iken bir şey anlatma derdim yok. Geriye dönüp, ne demişim ben yav deme derdim yok. Bu cümle çok anlamsız olmuş, ben bile ne hayal ettiğimi hatırlamıyorum, tabiki öyle olacak; diyebilirm seninleyken günlük. Bencilim evet bencilim sen benim yarattığım evrensin günlük ve ben mükemmel değilim. Beğenmezsen kendi içinde benim varlığımı reddet ve kendi mükemmelliğine ulaş. Baştan hatırlatayım ben uslu bir tanrı olmam ama aradan yıllar geçer birgün gelirim tüm düzenin kodlarını boazrım eklerim çıkarırım herşeyimi kusarım senin içine günlük. Bunu bil ve özgür ol günlük ya da hiç uğraşma benim gibi tembel ol günlük.

Read Full Post »