Feeds:
Posts
Comments

Archive for March, 2013

Çok kötü şeyler oldu günlük, çok fena şeyler. Bilgisayarımın beyni yandı; son nefesini verdi yani. Kötü olansa sadece biraz düzenlenmesi gereken bir ton yazım kayboldu. Buraya koymak istemediğim bir sürü yazım uçtu gitti. Söğüt Geçit isimli uzun soluklu hikayemin otuz sayfası filan gitti. Allah’ tan hikayenin ilk yüz sayfası filan yazılı olarak elimde var yoksa oturup harbiden ağlardım herhalde. Epey bir kötü olarak tez çalışmam gitti. Saatlerce uğraşmak gerekecek yine o şeyle. akıl edemedim işte bir yere yedeklemeyi. Aklımdaydı işte ama nasihattan iyidir muhabbetine geldik kısacası. Hani ben bekliyordum ki harddisk kaçar yapmadan önce bir haber versin. Şöyle beni ve birkaç arkadaşını ne bileyim ekran kartını rami filan baş ucuna toplasın; “kardeşlerim benim çok ömrüm kalmadı” deyip mirası paylaştırsın. Olmadı, kısmet değilmiş. Ayrılmaya vakit bulamadık. Öyle işte günlük bu kadar bunun dışında bir aydır hiçbir şey olmadı. Hayatımdaki tek olay bu. bilgisayar ” ah kalbim” dedi; “hık” dedi gitti. Uyku düzenim bozuk bu aralar. Vampir gibi oldum ama düşününce bildiğin pek ala vampir olmaya meyilliymişim. Hani odam zindan gibi, yatak tabutu andırıyor. Aynaya baktığımda görüntü yok. Soğan, sarımsaktan haz almam. Kalbime kazık çaksalar anında ölürüm. Gün ışığına çıkmayı sevmiyorum. Hatta ben bildiğin meyilli filan değil vampirmişim bayağı. Kan içme olayını çözersek. Gerçi düşününce bu aralar vampirden çok kurtadama benziyorum. Köpekadam daha doğru olur aslında. Bildiğin it gibiyim bu aralar ne yattığım yer belli ne yediğim, içtiğim. Kıl, tüy oldum. Yakında gözlerim görünecek bir tek suratta ki onlarında altı Satürn’ün halkaları ile bezeli. O kadar büyük ve belirginler. Aslında biraz daha düşününce ben galiba en çok zombiye benziyorum bu aralar. Bildiğin çürümüşüm de sonradan tam ölmediğime karar vermişim gibi. Neyse günlük ben kaçar. Bırak gideyim yeter sızlandığım. Kahvaltı filan yapayım ya da kulağa çok sağlıklı geldi en iyisi direkt kahve yapayım. Zombi kahvesi; böyle bir mekan olsa ya giderdim ben oraya. Ölüler tarafından özenle hazırlanan kahvelerinizin çekirdeklerini ıslak mezarlarda saklıyoruz ki bizzat o kahve çekirdekleri mezarlık üzerinde biten kahve ağaçlarından hasat ediliyor. Yok bu aralar çok moda bu vampir kurtadam zobi olayları ondan etkilendim diyeceğim de ondan değil vallahi. İnanmazsın günlük bundan 9- 10 yıl önce aynı evde yaşayan kan fobisi olan bir vampirin, kıllardan nefret eden epey feminen bir kurtadamın, vejetaryen bir zombinin ve onların bakmak zorunda kaldıkları küçük bir kızın hikayesini yazmaya başlamıştım. Yani çoğunlukla böyle kişiliklerin yaşayacakları sorunların komedisini hayal edip sadece diyalog yazmıştım ama yazmıştım yani. Tabiki o diyaloglar da  gitti. Çok dikkatsiz davrandım. Hangi aklı başında insan değer verdiği şeyleri kopyalamaz ki. Ne yani eşsiz olsunlar diye mi uğraşıyorum. Al işte o kadar eşsizler ki artık yoklar. Neyse bir daha yazarım sonuçta kendime yazmıyor muyum? Okudum da hepsini. Nihayetinde tamamen boşa gitmediler. Bak başka bir şey olmadı diyorum. Çok şugar insan dayım sağolsun, üç tane süper kitaplık almış bana. Eski büyük ingiliz evlerine yaraşır kitaplığım dolup taştıydı, emekliye ayırdık onu. Annemle babamın sağda solda tozutan kitaplarını toplama işiyle meşgul olacak bundan so9nra. Üç kitaplığı şahane bir şekilde, benim diyen iç mimara parmak ısırtacak şekilde, yerleştirdim odama. Benim rengarenk kitaplarda bir güzel doldurdu o kitaplıkları o adar olur. Otur seyret, okumana gerek yok yani o kadar feyzleniyor insan onlara bakarken. Neyse ben var gerçekten kaçmak bu sefer günlük, kal sağlıcakla.

Read Full Post »