Feeds:
Posts
Comments

Archive for January, 2014

3 ocak – 9 ocak 14

Hola günlük, arayı kısa tutayım bu seferlik. Nasılsın? Bok gibi, biliyorum. Neden mi? Ben öyleyim çünkü, sen bensin ben ise bok gibiyim, öyle işte. Isırıldım, çiğnendim, ağızda gevelendim bir ara tükürülmek istendim, yutuldum, sindirildim ve sıçıldım günlük. Yoruldum bu ruh halinden günlük. Gerçekten yoruldum. Ölü olsam daha kolay olur gibi gelmeye başladı. Ciddi ciddi intiharı düşünmeye başladım. Niye mi sana söylüyorum günlük? Ne kadar ciddi olduğumu görmen için günlük. Şakam yok, öleyim diyorum, nasıl yapayım diye düşünüyorum. Öncesinde mükemmel günümü yaşayıp, bitireyim gibi düşünüyorum en iyi seçenek bu gibi geliyor. nasıl söylesem şu bileklerini kesip son anına kadar yazan adamı düşünüyorum günlük. Nasıl yapmış hani adam intihar mı etmek istemiş yoksa yazmak mı? Belki de ikisi de aynı şeydir diye düşünmüştür. Aslında günlük ben hayatım boyunca hiç intihar üzerine düşünmedim günlük yukarıdakileri yazarken bile tamamen sallıyorum. Beni bilirsin kendimi sahnede hayal edip karaktere bürünüp yazmayı severim ondandır en çok fantastik şeyler yazıyorum ondan en çok çocukların süper fantastik maceralarını seviyorum. Güçlen, öğren, süper şeyler yap. Fakat bırak intiharı düşünmeyi intihar eden adamın hikayesine bile bakamıyorum, kendimi o karaktere sokamıyorum. Olmuyor o karakter. Hani kendimi herşeye dönüştürebiliyorken o adam olduğumda 28 yaşındaki şişman adama dönüşüyorum ve ölemiyorum o sahneyi hayal edemiyorum ve beni biliyorsun günlük bu zor gerçekten zor. Belki genç olduğumdan belki her ufak şeyi sevdiğimden bunları bırakamıyorum. O karakter olamıyorum ama zor şeyleri seviyorum günlük geliyor o intihar yazısı geliyor günlük son yazımmış gibi yazacağım o lanet hikayeyi ve ölecek o adam ve o adam ben olacak günlük. bundan sonraki yazımda öleceğim günlük, bok gibi. Biraz daha hazırlanacağım ve yapacağım biraz daha rubens dinleyeceğim, biraz daha üşüyeceğim ve öleceğim günlük.

Tamam oldu yazıyorum işte günlük, hadi ölelim.

Her şey aynı burayı bırakmak istemiyorum ama gitmem gerekli. Hep bana söyledikleri gibi ya da söylemedikleri gibi. Çok zeki bir çocuktum, araştırırdım, okurdum, farklı bir bakı açım vardı, anlardım onları. nasıl yapardım bunu hiç sormadılar sadece yaptıklarımdan etkilendiler ama neden başarılı olmadım. Olmadım çünkü ben sadece kopyalardım. Kendileri ile konuşurlardı. Benimle değil. Büyümem gerekti bu kararı almak için yalnızlığı daha fazla hissetmem gerekti daha doğrusu bilmem gerekliydi gerçekten emin olmam gerekliydi tek çarem bu muydu diye. Belki bir evim olurdu, belki seveceğim bir kadın ya da iş ya da bir hobi; hiçbiri olmadı. Anlamadılar bu kadar çok zeka belirtisi göstermişken nasıl bu kadar kötü sonuçlar alıyordum. Tembeldim, buldukları cevap buydu. Cevapla birlikte umutlarının yerini hayal kırıklığı, beklentinin yerini bekleyiş aldı. Eninde sonunda bir şey başaracaktım çünkü benim gibi biriyle karşılaşmamışlardı. Karşılarında gördükleri kendileriydi. hiç gerçek beni görmediler ki zaten göremezlerdi ben doğmadan önce ölmüştüm. Yani şimdi bedenen ölecek olmam sorun değil ya da ruhen ölecek olmam işin o kısmından emin değilim daha gerçekleşmedi bu son yazıyı yazmak için daha  beklemem gerekiyordu. Olanları yazıyorum sadece. Başarısızlıklarım, isteksizliklerim, hiçbir şeyimin olmayışı bunları yazıyorum. Bunları ben istemedim başkaları istedi. Şimdi düşünüyorum bir şeyleri başarsaydım bir şeylere sahip olsaydım bunu yapmaz mıydım? Galiba bu bir şeyi değiştirmezdi kendimi öyle de hayal edebiliyorum ve yine ölmek istiyorum. Sıkıldım, buraya kadar artık dayanamıyorum. Niye yaşamam gerekli ki diye düşünüyorum hergün ve artık düşünmekten sıkıldım. Tek hissettiğim şey sıkıntı ve o da çok yaşamama izin veren bir duygu değil. Denedim gerçekten diğer insanlara kendimi göstermeyi farklı biri olduğumu kabul etmeyi başarabileceğimi hayal etmeyi ve başaracağımı düşünmeyi ve başardığımı bilmeyi denedim. Denemekten sıkıldım, karşımdaki insanlar beni görmeyi başaramadılar yine kendilerini gördüler. Bu kadar iyi onları nasıl anlayabiliyordum, nasıl bu kadar iyi fikirlerim vardı, ne kadar farklıydım, ne kadar iyi. Midemi bulandırıyorlar ve midemin bulanması da beni sıkıyor. Bitti artık daha fazla insan olduklarından bile emin olmadığım bu hayallerin arasında durmak istemiyorum. Yani onlar insansa ben neyim ben insansam onlar değil. Yalnızım ve yalnız olmak istemiyorum. Kararımı verdim ölmek istiyorum. En yaygın şekliyle yapacağım sakince bileklerimi keseceğim ve kanın eksilişini izleyeceğim. Acı duymak istemiyorum ondan bol ağrı kesici alacağım belki kan sulandırıcı etkisi olan bir şeyler çabuk olsun istiyorum kimse beni bulsun istemiyorum. Ev arkadaşlarımı biraz uğraştıracağım ama en azından onları anlayan biri için o kadarı ile başa çıkabilirler. Aslında umursamıyorum. Bu yazıdan sonra gidip dolaptaki ilaçlara bakacağım, kan sulandırsınlar yeter. Islak olmalı ölümüm, hiç bir bağlılık hissetmiyorum bu bedene. Zamanı geldi artık daha fazla ne yazabilirim bilmiyorum. Ölümüm için kimseyi suçlamıyorum. Çünkü size inanmıyorum. Ölüyorum, gidiyorum ve inanmıyorum. Ne olacağını düşünmedim ve düşünmeyeceğim de belki son anlarımda biraz korkarım, düşünürüm ama hızlı akacak kanı onun için istiyorum; korkacak kadar düşünecek zamanım kalmasın diye. İşte bunlar son sözlerim. Benden geriye kalacaklar.Bunu okuyorsanız neden öldüğümü anlamaya çalışmayın bırakın o iyi ama nedense başaramamış adam olayım başaramadığım için kendimi öldürdüğümü düşünün. Ölüyorum ben hiçbir şey yapmadan 28 yaşımda hiçbir şey başaramadan kimseyi sevmeden 28 yaşımda ölüyorum ben gökyüzüne, yeryüzüne bakmadan. Burada ölüyorum ben.

Advertisements

Read Full Post »

Çok oldu bir şeyler yazmayalı yani aslında yazdım ama yazmadım gibi. Baksana be günlük en tepede sevmediğim tarafımı bırakmışım. Diğer yazdıklarım da böyleydi; son yazdığım yazının başlığı “kan” mesela. Hafif bunalımlı havalar bende onun için ne yazsam sevmediğim korkunç şeylere dönüşüyor. Bu yazı bile öyle hafiften be günlük hani şunları yazarken “i ll surely die” dinliyorum. Dışaırısı soğuk diyor burayı bırakırsam ölürüm kesin diyor yav. Bunu dinle sonra yaz o kursaktaki yumruyu, arkalara saklanmış o kaburgalarımı sıkıştıran yaratıktan kurtul; mümkün değil işte. En son “fahişe” demişim ya rezilliğe bak yarım yıl filan yazma ve son yazı olarak bunu bırak. Neyse günlük, öyle işte yaşıyorum hal hatır sormuyorum zaten bilmiyorum da. Diğer hikayeyi yazıyorum hani şu uzun olan ama hala kötü karakter koyasım yok yani süper bir kötü olmak zorunda mı yok mu örneği, olmaz mı ? Kısacası sonunu getiremiyorum sonu olmadığı içinde gitgide uzuyor gerçi iyi oluyor diyaloglar yazıyorum ekstra sahneler hayal ediyorum hani biraz daha rahatım son olmadığı için daha dolduruyorum ağzını kapamadık ya. Öyle işte.

Nisan aldı başını gidiyor, birilerine okutsam ama bu kadar güç çok fazla sorumluluk getirir diyecekler toplumsal , çocuklar için mesaj nerede diyecekler falan filan. Mesaj olması gerektiğini çok düşünmüyorum neden okuyan çocuklara mesaj verilmesi gerektiğini de pek anlamıyorum elbette çocuk edebiyatının gayesi üzerine tartışacak değilim ama hani sadece bilgiyi versek çocukta ne istiyorsa yapsa ne olur hani yerlere çöp atmayın tarzında bir şeyden bahsetmiyorum. Fazla soyut olacak ama hani ben şey olsun istiyorum bakın çocuklar bu beyaz bu kara ikisini karıştırırsanız gri olur. Kara genelikle kötüyü simgeler beyaz iyiyi gri de biziz işte. Bildiklerimiz bunlar sen hangisini istersen onu seç. Hani benim okuduklarımda biraz daha şöyle oluyor. X …… yı gördü ve ne yapması gerektiğini biliyordu çünkü Y olsa böyle yapardı, doğrusu buydu; falan filan. Ben de yapıyorum bunu ama karşıyım aslında x ne bok istiyorsa yapsın sebebini ve tercihini kendine saklasın x bunu yapsın çünkü o x olduğu için olsun bunu doğru olan olacağı ya da doğru olduğunu düşündüğü için yapmasın. Bunları düşünüyorum günlük.

Okul hala bitmedi günlük, çok uzadı boku çıktı bildiğin çapa oldu günlük hatta ayaklarıma dökülen beton oldu denizin dibine attı beni günlük ama ölümsüzüm ya ben hani tekrar tekrar o dipte açıyorum gözümü bakıyorum nefes kalmamış ölüyorum tekrar. Vize sonuçlarına korkudan bakamıyorum bile kötü bir şey göreceğim de bu sefer tekrar gözleri hiç açamayacağım diye günlük. Benden beklenenleri hiç veremedim be gülük kendime bile veremedim. Milli piyango da bana çıkmadı zaten. Almazsan çıkmaz zaten ama her yerde bitmiş be günlük biletler. Dışarıdaki bir güç istemedi almamı bildiğin ganyan bayiğine bile sordum sizde piyango bileti var mı diye. Adam sabahın sekizinde rüyasında aksakallı dede mi gördü bu çocuk diye düşündü bir an sonra yok biz de olmaz o dedi. Lan sizde olmayacakta kimde olacak kumarbazlar şahı dedim içimden ama hiçbir yerime yansıtmadım bu düşüncemi. Sağolun kolay gelsin deyip kaçtım hayatımda ilk kez adım attığım ganyan bayisinden. Bu kadar günlük yarım yılda bunlar oldu işte genel hatları ile okul bitmedi ve piyango bana çıkmadı, amorti bile yok yani, hadi kal sağlıcakla günlük

 

Read Full Post »