Feeds:
Posts
Comments

Archive for the ‘Altı numara.’ Category

Evet büyük ihtimal öldüm. Çırpınmıyorum, bacaklarım sabit, boştaki kolumu etrafa savurmuyorum. Öldüm mü gerçekten. O kadar da kötü değilmiş. Acı yavaş yavaş azalıyor sanki boğazımdaki yarık sızlayarak kapanıyormuş gibi azalıyor. Öldüysem artık bunları hissetmem gerekli değil mi? Ortalık çok sessizleşti; hala burada mıyım? Lanet olsun bilmiyorum ki. İnandığım bilim filan öyle şeyleri düşününce şu an ölüyüm ama hissettiklerime göre daha o kopma anı yaşanmadı. Adımlar iki büyük adım tekrar yanımda. Beni kontrol edecek ve tamamen emin olacak. Garip biraz düşününce insan kendini öldüren adamdan nefret eder diye düşünüyor ama şu an öyle bir duygu yok. Uzun zamandır bu vakit gelsin diye bekliyordum. Yani itiraf etmek istemiyorum ama şu hayatta hiçbir bağım kalmadı. Annem ve babam ben küçükken öldüler; tam hatırlamıyorum. Beni gözetecek bir akrabam yoktu. Kimsesizlerin hepsine olduğu gibi dağlara çoban oldum yani zaten çok fazla seçim şansınız olmuyor ya çiftçisiniz ya çoban ya da hırsız. Yaşadığım köyün bütün koyunları benim ve başka bir çobanın gözetiminde yaklaşık yirmi yıldır. Sevdiğim bir kadın olmadı. Bir tanıdığım, önemli bir işim, gerçek bir dostum, kuracağım bir ailem. Kısacası yalnızım çobanlıktan başka yapacak bir şeyim yok. Köye çok ender inerim. Kısacası yaşamışım ya da yaşamamışım çok önemi yok. Keşke köye inmeseydim ama yapabileceğim başka bir şey yoktu. Ayağımdaki sazlar neredeyse parçalandı hem bıçakların bilenmesi gerekiyor ve bir iki parça giyecek bir şeyler ayarlamalıydım.

Yanıma eğildi; ” özür dilerim efendim ama siz seçildiniz, daha fazla açıklama yapmam mümkün değil. Siz altı numarasınız ve ben de elçiyim sadece bunun için geldim, uzun ömürler dilerim” dedi ve kayboldu.

Advertisements

Read Full Post »

Bir, iki, bir, bir ve üç … Lanet olsun hiç mantıklı değil yani kimin umurundaki sürekli tekrar etmesi bunu. Hemen evlerin kıyısında boğazımdan süzülen sıcak sıvı bir yere kaçmasın diye uğraşmakla bu kadar meşgul olmasam hayalarına bir tane patlatıp çenesini kapamasını söylerdim. Al işte yine; bir, bir ve üç neyi saydığı bile belli değil delinin. İşin kötü tarafı ölüyorum ve düşünmem gereken şeyler bunlar değil. Yani öbür tarafta beni neler bekliyor. Orası çok sıcak değildir. Hani düzgün bir hayat yaşadım; pişmanlığım yok ya da hayır ölmek için çok gencim falan filan ama benim gözümün önünden geçen öyle flaşların patladığı sahneler değil sanki susam sokağından fırlamış kocaman renkli rakamlar.

Tabiî ki canım hiç acımıyormuş; acı değil rahatlamaymış hissettiğiniz; hepsi yalan. Hayatımda hiç hissetmediğim kadar acıyor. Hatta sakin düşünecek durumda olsam nasıl bir acıya benzediğini bile tarif ederim. Tabii ki her yanı saran bir ışık geliyor; beni de sarıyor. Canınız cehenneme ne ışığı her taraf karanlık ve işte yine manyak herif bari işini tam yap sayıların sırası mı yani yanında durmadan debelenen biri ve sen demin boğazını kestiğin adama bakmıyorsun da parmaklarını tuta tuta neyi sayıyorsun? Bir, bir, iki, iki ve dört… Galiba o beşi bulamadan ben de ölmeyeceğim. Garip değil mi? Düşünürsünüz ki bir katil en azından çıkardığı işe bakar hani bilmiyorum ben birinin boğazını kesmiş olsaydım biraz olsun izlerdim. Sanırım bu kadar saygıyı hak ediyor olmalıyım yani sanki değersiz bir koyunmuşum gibi boğazımı kesti ve yeterince kan kaybetmem yeterli. O işin ona düşen kısmını yaptı. Neyse o kadar da önemli değil. Ölüyorum ve aslında bu dakikadan sonra saygı ya da sevgi beklemek pekte gerekli değil.

“Buldum altı” diyor; yemin ederim bu adamın neyi bulduğu hiç mi hiç önemli değil ama ondan daha fazla sevindiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Yanıma eğiliyor, “sen altısın” diyor ve o an neyi saydığını anlıyorum, gözlerinde görüyorum. Ben altıyım aslında beş olduğumu sanmıştım beşi bulduğunda öleceğimi sanmıştım ama öyle değilmiş; altıymışım.Peki şimdi ölmeyecek miyim? Yani beşten hiç söz etmedi öyleyse bir yanlışlık olmuş özür dileriz işte damarlarınızdan boşalmış kanınız kusura bakmayın siz altıymışsınız. Peki teşekkür ederim önemli değil ama lütfen daha dikkatli olun.

Böyle olsaydı güzel olurdu ama ne yazık ki ölüyorum ya da bir süredir zaten ölüyüm çünkü hayatındaki en mutlu deliği bulmuşçasına dışarıya fışkıran kan durmuş. Anlamış olmalı dışarısı sandığı kadar güzel değil. O kadar delice acele etmenize gerek yokmuş değil mi; sonuçta dışarısı size pek uygun değil.

Read Full Post »