Feeds:
Posts
Comments

Archive for the ‘Tatlı diş’ Category

Tatlı diş 01

– Ne yani kazık numarası da mı yalan?

– Bir bakıma doğru sayılır ama sonuçta kimin kalbine bir kazık çaksan ölür değil mi?

– Peki ya güneş ışığı, toza dönüşme olayı? O da mı yalan; güneş yanığı bile mi filan hani birazcıkta olsa bile mi yok?

Elini bana doğru uzattı, tuttum. Birdenbire dumanlar tütmeye başladı ve pof. İtiraf etmeliyim hem korkudan hem de heyecandan bir beyefendiye yakışmayacak bir iki söz söylemiş olabilirim ama elimi tek bir santim bile kıpırdatmadım. Bilmiyorum ama böyle bir şey yaparsam onu inciteceğimi düşünmüştüm. Bu ufak şovun anlık heyecanı kaybolduğunda ellerimde hissettiğim şey hafif tatlı soğuk denebilecek eliydi fakat gözlerin görmediği bir şeyi nasıl hissettiğinizi söyleyebilirsiniz ki?

– Eski bir numara kötü durumlarda kaçmak için işe yarıyormuş annem öğretmişti.

Son cümlesi ile bir anlığına ağlayacakmış gibi geldi. Sanırım ona sarılmak için pek uygun bir zaman değildi yani daha hiçbir şeyden emin değildim; onu incitmekten çekinmiştim.

Bir erkek çocuğunun ki kadar kısa kesilmiş siyah saçlar, mükemmel zevkli açık yakalı kısa kollu bir gömlek ve onu tamamlayan koyu lacivert bir pantolon. Işıldayan deri ayakkabılar. Aman tanrım sadece bunlara bakıldığında ne kadar da bana benziyor.

 

Ani sorular ile aram pek iyi değildir. Özellikle de karşınızda yavru köpek gözleriyle sizi köşeye sıkıştırmış bir çocuk varsa. Bu gibi durumlarda en iyi taktik ani soru gelmeden ani cevabı verebilmenizdir çünkü böyle sorular sorulduğunda cevap ne kadar çalışılmış olsa ne kadar hızlı ve tereddütsüz söylenmiş olsa da hep geç kalır.

 

“Onu sevmiştim” dedim. “Ama sanırım o beni terk etmenin daha doğru olacağına karar vermişti” bunu söylemedim. “Yine de bana senden bahsetmeliydi”  bunu da söylemedim. “Üzgünüm” dedi, evet belliydi gerçekten üzgündü. Acaba ona sarılmak için uygun bir zaman mıydı? Lanet olsun annesi de hep böyle hissettirirdi. Onu ne zaman öpmem gerektiğini hiç tam olarak kestirememiştim. Benimle oynamak hep hoşuna giderdi; umarım bu çocuk aynı huyları almamıştır.

 

Hikayemin en başına fazla dönmek istemiyorum. Kısaca özetlersek bundan yaklaşık onbir yıl önce bir yıldan biraz fazla süren bir ilişkim olmuştu. Koyu kumral saçları, ince bir figürü vardı. Başkalarına göre soğuk bana göreyse dünyanın en tatlı kadınıydı. Kısacası ilk ve tek aşkımdı. Onunla hayatımın sonuna kadar yaşayabileceğimi düşünüyordum ama o benzer şekilde düşünmediğini telesekreterime bıraktığı kısa bir notla belirtip hayatımdan çıktı.

Yalan söylememe gerek yok; o gittikten sonra hayatıma başka biri girmedi, ben de buna itiraz etmedim. Şimdi ise karşımda onun saçları ve giyimi hariç ufak bir kopyası duruyordu. Gayet sakin etrafı inceliyordu hatta bu haliyle orta yaşlı bir emlak uzmanına benziyordu ve sanki birazdan ev için bir fiyat önerisinde bulunacak gibiydi. Bütün bunların hepsini önemsiz kılan şey ise; ki kesinlikle bunlar önemsiz şeyler değildi; dna testini gerek bırakmayacak kadar bana benzeyen bu çocuğun bir vampir olmasıydı. Aslında bana gösterdiği ve anlattığı şeylerden sonra vampir tanımlamasına kesinlikle uymuyordu ama kendisi öyle olduğunu söylemişti.

Bir vampire ne ikram edilirdi daha doğrusu bu sorudan daha zoru bir çocuğa ne ikram edilirdi. İçecek bir şey ya da belki de iştah açıcığı atıştırmalık bir şeyler. Aslında şu kan mevzusunu açıklığa kavuşturana kadar iştah açıcılar bekleyebilir.

–          İçecek bir şeyler ister misin?

–          Elis.

–          Efendim?

–          Adım Elis.

–          Ah ah evet, benim adım da … Çay?

–          Memnun oldum Çay.

–          Hayır, adım Devid, çay ister misin?

–          Devid Çay, ismini sevdim ve evet, az sütlü, iki şekerli fincanda tercih ederim.

Devid anlamadan baktı, diyalog kendisine bir şeyler ifade etmeye başladığında küçük kızın sırıtışının büyümesini izliyordu. Tabiî ki ismini biliyordu. Annesi söylemiş olmalıydı. İsmini, adresini bilmeden nasıl onu bulacaktı ki zaten. Kesinlikle annesine çekmiş. Bana benzeyen, benim gibi giyinen ama annesine daha çok benzeyen tatlı küçük bir şeytan.

Read Full Post »