Feeds:
Posts
Comments

Archive for the ‘Üç Taş.’ Category

Üç taş 02

Dört gündür yoldaydılar. Kızın ayakları ilk gün feci şekilde su toplamıştı. İkinci gün hepsi görüntüsü bile acıtacak yaralara dönüşmüştü. Üçüncü gün çığlıklar atıyordular. Dördüncü gün ise  çıtları bile bile çıkmıyordu. Büyücü umursamadı. Dağları geçtiler, derelerden atladılar, çok az uyudular, çok yol aldılar. Kız şikayet etmedi. Büyücü hiç konuşmadı. Büyücü kızdan büyük olamazdı, boyu kendisinden biraz uzundu ve yüzünde tek bir tüy bile yoktu. Kız ilk başta onun büyücü olduğuna inanmamıştı ama gözlerinin gördükleri inanması güçte olsa epey ikna ediciydi. Kıza sorsanız büyücüler eski püskü giyinen, kendi kendine konuşan; bunu yapmadıklarında taşlarla konuşan, ihtiyar kaçıklardı.

Kısacası bu kız daha önce bir büyücü görmemişti ama genel olarak düşündükleri de yanlış değildi. Büyücü kızın ayaklarına baktı. Taşları pelerinin içinde sakladığı yerden çıkardı; tekrar kıza baktı ve havaya attı. Biraz söylendi ve iki saattir yürüdükleri yönün tersine yöneldi. Kız takip etti.

Read Full Post »

Üç taş 01.

Üç taş bir anlığına havada asılı kaldı. Küçük kız bunu seyretmekten şimdiye kadar hiç sıkılmamıştı. Bir tanesi yakut rengindeydi ve bir yüzünde garip bir yazı diğer yüzde ufak bir kuşun resmi gibi bir şey vardı. Hiç tam olarak görememişti; ikinci taş ise gri benekli sıradan bir çakıl taşıydı ve hiçbir yüzünde herhangi bir sembol yoktu ya da basit bir çizik en az dikkat çeken oydu üç taşın içinde fakat sonuncu taş harikulade bir parçaydı. Küçük kız çok büyücü taşı görmüştü ama böyle derin siyah bir taş görmemişti. Ayrıca bu taşı diğerlerinden farklı kılan başka bir özelliği de vardı. Karşısındaki çocuk onu ne zaman havaya fırlatsa çok ufak bir ışık beliriyordu taşın etrafında. Son taşın her yüzü garip semboller ile doluydu. Kız bir iki sembolü tanıyordu; büyük büyücü ailelerinin armalarında göreceğiniz türden şeyler. Keskin kılıç, yüzen sal, hilal bulut, su çarkı benzeri normal işaretler.

Read Full Post »