Feeds:
Posts
Comments

Archive for the ‘Walford & Sulan Kardeşler’ Category

Köşesine çekilmiş, sakin bir hayat süren, olabildiğine sıradan bir adamdı Neib Walford. Ordu emeklisi ama yumuşak mizaçlı, arada elinde ince bir kitap göreceğiniz yaşlılardan.

Onun ordu ile pek alakası olmamıştı gerçi hem pek insanların görebileceği yerde kitap okuyan tiplerden değildi. Nereden çıktı ki şimdi Neib Walford u böyle tarif etmek?

–         Basbayağı kaçığın tekiydi ve tam bir kaçık olduğu için orduya alınmamıştı ayrıca kitap okumazdı arada bir bulmaca için gazete alacak biriydi.

–          Hayır, hanımefendi Neib Walford tam bir centilmen ve mükemmel bir aşçıydı. Hem siz nereden bileceksiniz; orduda da aşçılık yapmıştı ve şahane yemeklerinden dolayı üstün lezzet madalyası ile ödüllendirilmişti.

–          Birazcık garip bir tipti orası doğru ama kesinlikle çok yakışıklıydı.

–          Hah yakışıklıymış o adamın tek gözü takmaydı ayrıca dişleri de benim kireçli bacaklarım kadar yamuktu.

–          Evet o konuda haklısın, yakışıklı bir tip olduğu söylenemez ama kabul etmek gerekirse adamın ilgi çekici bir yanı vardı.

–          Hatta epey hoş biriydi bence.

–          Duyduğuma göre üç tane torunu varmış.

–          Yok canım dört tane köpeği varmış, üç tane olanlar kanaryaları ama belki de torunlarına kanaryalarım diyordur ya da daha kötüsü kendini kanarya sanıyor da olabilir.

–          Pek sanmıyorum sarı rengin kendisine pek yakışmadığını söylemişti.

–          Demek onun için sarı atkısını sana hediye etti hem de ortalardan kaybolmadan hemen önce.

–          Evet pipo takımını sana hediye etmesi kadar ilginç. Aslında o kadar telaşlı iken bizleri düşünmesi gerçekten ilginç.

–          Biraz düşünürsek mutlulukla zıplayan bir kaçık gibi, telaşlıdan daha güzel bir tanımlama olur.

–          Hayır tatlım bu sadece fazla söz sarfiyatının sebep olacağı baş ağrısı olur.

Read Full Post »